Köylüden habersiz 'köylü için' çıkarılan yasa: Kırsal mahalle

2012'de çıkarılan Büyükşehir Yasası'yla mahalleye dönüştürülen köyler şimdi de kırsal mahalle haline getiriliyor. Değişiklikten ne eski köylü yeni mahallelilerin haberi var ne de kaybedilen hakların başvurusuz geri dönüşü.

Köylüden habersiz 'köylü için' çıkarılan yasa: Kırsal mahalle
07 Şubat 2021 - 15:51

AKP iktidarı 12 Kasım 2012’ de çıkardığı Büyükşehir Yasası ile önce köyleri mahalleleştirdi. Düzenlemeyle, 30 ilde 16 bin 220 köy mahalleye dönüştürüldü. Böylece Türkiye’deki 34 bin 434 olan köy sayısı neredeyse yarı yarıya azalarak 18 bin 214 köye düştü.

Yasayla birlikte köylülerin ortak malları, meraları, suları, araçları belediyelere devredildi. Köylüler de bu alanları kullanabilmek için ücret ödemek zorunda kaldılar. Bunun yanı sıra araziler ve meralar  inşaata açıldı, belediyeler tarafından satıldı, tarım alanları amaç dışı kullanıma açıldı. ‘Köy olmaktan çıkan’ bölgelerde köylülerin ihtiyaç duyduğu ahır benzeri yapılar yapmalarını zorlaştırıldı, hayvancılık yapanlar bulundukları yerden uzaklaşmaya zorlandı. Bürokrasi arttı.

Yasanın çıkmasının ardından 30 Mart 2014’te uygulanmaya başlanan aynı değişiklikle, 1053 belde de mahalleye dönüştürüldü.

Geçtiğimiz ekim ayında eski köy/belde, yeni mahalleleri ilgilendiren  yeni bir yasal düzenleme daha yürürlüğe girdi. Bu kez isimleri “kırsal mahalle” oldu.

Yaptıklarını kendileri de beğenmedi

Yeni düzenlemeyle köylerin mahalleştirilmesinden doğan sorunlar; 3. Tarım ve Orman Şurası raporlarında yer bulması üzerine 21 Kasım 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı sonuç bildirgesiyle gündeme gelmişti.  Bildirgede, “Büyükşehir belediyelerinde mahallerin kırsal ve kentsel olarak yeniden yapılandırılması, kırsal mahallelerde köy tüzel kişiliği yapısının korunması, kırsal yaşamın Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde bütüncül ve entegre bir bakış açısıyla koordine edilmesi gerektiği” belirtiliyordu.

Ancak 16 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7254 Sayılı Torba Yasa’ya eklenen söz konusu yeni düzenleme, başvuru şartı içerdiği gibi köylerin tüzel kişiliklerini geri getirmedi. Köylüler başvurduğu takdirde indirimden yararlanarak meraları, arazileri gibi ortak alanlarını kullanabilecek. Fakat bu düzenlemeden de haberleri yok.

Çiftçi-SEN, hem bu düzenlemeyi köylülere duyurmak hem de tüzel kişiliklerin geri verilmesi için bir kampanya başlattı.

2012 yılından başlayarak köylerle ilgili yapılan yasal düzenlemelere niçin ihtiyaç duyulduğu ve sonuçlarını Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-SEN) Başkanı Ali Bülent ErdemÇiftçi Sendikaları Konfederasyonu kurucu genel başkanı, tarım yazarı Abdullah Aysu ve Prof. Dr. Fuat Keyman’la konuştuk.

Erdem: Köylülerin mal varlıklarına el koymak için yapıldı

Çiftçi-SEN Başkanı Ali Bülent Erdem sürecin birçok tahribata neden olduğunu vurgulayarak köylerin tüzel kişiliklerinin geri verilmesini gerektiğini vurguluyor:

“2012 Kasım’ında çıkarılan Büyükşehir Kanunu’yla köylerin tüzel kişilikleri ellerinden alındı. Bununla birlikte kırsal alandaki talan daha da güçlendi. Köylülerin meraları, yaylakları ranta açıldı. Ortak malı olan suları, araçları hepsi belediyelerin eline geçmiş oldu. Şimdi çıkarılan “Kırsal Mahalle” yönetmeliğiyle birlikte başvuru yapan köylülerin bu  statüye geçebileceklerini söylendi. Başvurduğunuzda da önce belediye meclisinde sonra da büyükşehir belediye meclisinde onaylanacak, en sonunda bu hakkı kazanacaksınız. Bu, her yeri kırsal mahalle yapmak değildir. Devlet bu düzenlemeyi ortaya çıkan sorunları düzeltmek için yapmış olmuyor. Daha önce o mal varlıklarına el koymak için yapıldı. Şimdi mal varlıklarıyla birlikte tüzel kişilikleri verilmeli.”

Köylülerle düzenlemeyle ilgili görüştükleri zaman, onların tepkilerini sorduğumda istisnasız hepsinin şaşırdığını, muhtarların bile haberinin olmadığını söylüyor. Muhalefeti de kimseyi bilgilendirmediği için eleştiren Erdem, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Muhalefet bile haber vermiyor. Bu yönetmelik aslında ekim ayında çıktı. Biz bunu şu an konuşuyoruz. Kimsenin haberi yok. Biz köylüleri, muhtarları aradığımızda hiçbir bilgilerinin olamadığını gördük. Bu yönetmelik çıkarken şerh konan maddeler vardı. Tüzel kişiliklerin korunmasını istiyorlardı.  İnsanın aklına şu geliyor, aldıkları büyükşehirler üzerinden gelirlerini kaybetmekten mi korkuyorlar acaba? Onun için mi köylülere haber verilmiyor? Fakat kendilerine ait olmayan belediyeler için de böyle bir çalışma içinde değiller.”  


Bütün köylülere başlattıkları kampanyayla bu yeni gelişmeyi duyurmaya çalıştıklarını anlatan Erdem, köylülerin başvuru yapmasının önemine değiniyor:  “Israrla bu düzenlemenin yetmeyeceğini, tüzel kişiliğinin geri verilmesini ve köylerde kalmalarını sağlayacak biçimde desteklenmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu tarım politikalarıyla kırsal alanda kimse kalmaz.”Malatya-Yeşilyurt Belediyesi’nin Cumhuriyet Örnek Mahallesi’ne (köyüne) ait ortak kullanım alanlarını satışa çıkardığı iddiasına mahalle sakinlerinin pankartlı tepkisi.

Aysu: İktidarın otoritesini sağlamlaştırmak için gerekliydi

Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu ise söz konusu düzenlemenin iktidarın otoritesini sağlamlaştırmak için getirildiği görüşünde:

 “Büyükşehir Yasası’nın getirilmesiyle iktidar daha da otoriterleşti. Bunu yapmamış olsaydı ihtiyacı olan otoriterleşmeyi tamamlayamayacaktı. Köyler Türkiye’de en son kalmış olan demokratik yerleşimlerdi. Orada bir muhtar vardı, bir ihtiyar heyeti seçiliyordu ve o heyetle birlikte köye yönelik kararları köylüyle birlikte alıyorlardı. İkincisi, köylülerin meraları, otlakları, yaylalarıyla birlikte ortak yaşam tarzları vardı. Müşterekleriydi. Bu demokratik yapı ortadan kaldırıldı. Bu düzenlemeyle ortak alanları ellerinden alındı.”

Köylerin mahalleleştirilmesinin ekonomik, sosyal, politik ayakları olduğunu kaydeden Aysu, şunları anlatıyor:

“Ekonomik yanı; meralara el konularak köye ait olan ortak tüm müştereklerin merkez tarafından paraya çevrilmesidir. Ayrıca arazilerin ranta açılması meselesi de var. Köylüler, daha önce ortak kullandığı alanlar için şimdi para ödemek durumunda kaldı. İnsanlar sudan çıkmış balığa döndü. Bu bir köy yaşamı değil, şirket tarzıdır. Bu yapımıza uygun değildi. Biz işletme değiliz. Biz köy yapısıyız. Ekonomik yapımız da uygun değil.”

Aysu yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor:

“Yapılması gereken köyün demokratik yapısına geri dönüp sosyal yaşamını da yeniden ve daha üst seviyede ek destek vererek yeniden inşasıdır. Büyükşehir Belediyesi Yasası’na tamamen çarpı işareti koyulmalıdır. Köylerin bu şekilde kent seviyesine çıkarılması gerekir. Bu belediyelerin yapacağı bir iş değildir. Merkezi hükümetin çıkaracağı ek bütçeyle bu sağlanabilir. Orada gasp edilen mülklerin iadesi gerekir. Kırsal mahalle düzenlemesiyle de haberi olanlar 90 günde başvurursa yüzde 50 indirimle yararlanmasını içeriyor. Haberi olmazsa ne olacak? Bunu otomatik olarak kendisi niye uygulamıyor? Niye yüzde 0 değil de yüzde 50?

Keyman: Son kararlar bütün bu alanların inşaata açılması anlamında

Yerel yönetim ve kentleşme alanlarında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Fuat Keyman, dünyanın gidişatının tersine bir sürecin işletildiğini belirtiyor. Köylerin kentleştirilmesi sürecinin ancak köylerin korunarak yürütülebileceğini vurgulayan Keyman’a göre iklim, su, gıda gibi krizlerle köylerin çok daha önem kazandığına dikkat çekiyor:

“Kentleşme süreci köylerin korunarak ilerlemesi gerekirken onları yok ederek ilerliyor. Köyün kendi kararlarını almasını, aldıkları kararların ellerinden alınması gibi, köyü yok eden bir niteliği var. Dünyadaki gidişatı, özellikle Covid-19 salgınından sonra gıda, su, iklim krizi, kentlerde yaşamanın zorluğu göz önüne alındığında köylere daha çok önem verilmesi gerekiyor. Fakat şu an tam tersi bir süreç işletiliyor.

Köyler korunması gereken doğal alanlar içinde yer alıyor. Bu şekilde yok edildikleri zaman, yapılan yasalarla imara açılarak Türkiye’nin doğal yapısı, yeşil alanları, tarlaları da yok ediliyor. Oysa bunların korunması gerekiyor.”

Keyman, dünyanın gidişatında doğayla birlikte, ona zarar vermeden yaşamak her geçen gün daha da önem kazanırken, bu alanların madencilik veya inşaat faaliyetleri yoluyla piyasaya açılmasına, “kentleşmenin tersine dönmesi” dendiğini anlatıyor: 

“Büyük kentlerden daha ufak kentlere kayış var. Dolayısıyla onların korunması gerekirken yok edilmesi dünyanın gidişatına ters oluyor. Kısa dönemli rantlar, kısa dönemli piyasa mekanizmaları uzun dönemde Türkiye’nin geleceğiyle ilgili yapılması gerekenlerin önüne geçiyor. Köylerin yok edilmesi doğanın da yok edilmesi anlamına geliyor. Son alınan kararlar bütün bu alanların inşaata açılması anlamındadır.”

Yararlanılacak ek haklar

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7254 Sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi ile başvuru yapılması, ilçe belediyesinin kararı ve büyükşehir  belediyesinin onayı şartlarıyla yeniden köy statüsüne kavuşacak kırsal mahalleler, ayrıca şu haklardan da yararlanacak:

  • Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenen yerlerde; gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükelleflerinin işyeri olarak kullandığı bina, arsa, arazi ve mesken amaçlı binalar ile zirai istihsalde kullanılan bina, arsa ve araziler emlak vergisinden muaf olacak.
  • Bu yerlerde, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan bina, arsa ve araziler için emlak vergisi yüzde 50 indirimli uygulanacak.
  • Bina inşaat harcı ile imarla ilgili harçlar alınmayacak, diğer vergi, harç ve harcamalara katılma payları yüzde 50 indirimli uygulanacak.
  • İçme ve kullanma suları için alınacak ücret en düşük tarifenin işyerleri için yüzde 50’sini, konutlar için yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenecek.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum